Haftanın sekizinci günü: Gerçekertesi
Haftanın sekizinci günü:
Gerçekertesi
Cuma, Cumartesi, Pazar ve sonra sendromlarıyla birlikte Pazartesi
sanıyorsunuz değil mi?
Değil…
Bundan böyle telefonunuzu, televizyonunuzu her açtığınızda, hatta bir
arkadaşınızla konuştuğunuzda bile günlerden Gerçekertesi. Haftanın bu en
eğlenceli ve asla sona ermeyen gününde gördüğümüz, duyduğumuz, okuduğumuz her
şey ama her şey Harikalar Diyarındaki Alis’in yaşadıkları ile paralel. Gerçekertesi
günü kimin ürettiği belli olmayan elektronik sinyallerin para yerine
geçebileceğine inanacak, sosyal medyanın hukuk sisteminin üzerinde bir güç
olduğu kanısıyla çok karmaşık hukuki sorunların çözümüne yardımcı olacaksınız. Jeoloji
profesörlerine fay hatlarını, tıp hocalarına hangi aşının daha iyi olduğunu,
duvar ustalarına harç karıştırmayı, annenize daha lezzetli yemek yapmayı
öğretebileceksiniz; çünkü elinizin altında koskoca bir Google var ve oradaki
her şey “kesin bilgi”.
Yazının icadından beri hiçbir dönemde bir olgunun yazılı olarak görülmesi
halinde kesinlikle doğru kabul edilmesi Gerçekertesi günündekinden daha yoğun
ve yaygın olmadı.
“Yapılan araştırmalara göre” hatta “falan tarihte filanca kuruluşun yaptığı
araştırmanın bilmem kaçıncı sayfasında belirtildiği gibi” diye başlayan bir
cümle gördüğümüzde hemen Gerçekertesi gününde olduğumuzu düşünmeye başlamamız
için haklı nedenlerimiz var. Hele, yazar işini gerçekten ciddiye alarak
bahsettiği araştırmanın arkasına bir web sayfası bağlantısı koyup o sayfayı da istediği
gibi düzenlemişse artık günümüzü dolu dolu yaşayabiliriz. Gerçek, algı ile yer
değiştirmiş ve bitmeyen Gerçekertesi gününde bir bilgi kırıntısı daha sahte
olup olmadığı araştırılmadan aklımıza girmiştir.
Bu, işin yazı kısmı ve aslında çok da tehlikeli değil çünkü eninde sonunda
kütüphaneler hala duruyor ve doğru eski metinlere ulaşma şansımız var. Ses
kayıtları ve videoları ne yapacağız?
Bir süredir Amerikalıların Deep Fake diye tabir ettikleri bizim olsa olsa
“Büyük Düzmece” diye çevirebileceğimiz bir teknoloji ortaya çıktı. Muhtemelen
görmüşsünüzdür, Aktör Morgan Freeman’ın hiç yapmadığı bir konuşmayı adamın bir
fotoğrafını hareketlendirerek ve sesini kopyalayarak video kaydı varmış gibi yapmışlardı.
Demek ki Gerçekertesi gününde “Ben gözüme inanırım” sözü de geçerli değil.
Eskiler “Gördüklerinin yarısına inan, duyduklarının hiç birine” demişlerdi
artık gördüğümüze de inanmamız zorlaştı.
Gerçekertesi gününde yazılı metinlerin, ses ve video kayıtlarının yüzde yüz
geçerli kabul edilemeyeceği gerçeği hukuksal, ahlaki, ekonomik, sosyal ve başka
tüm dallarda karar vermeyi ve bilgilenmeyi birey açısından sıkıntılı bir hale
sokmaktadır. Bilgiye ulaşım bu derece kolay olduğunda ulaşılan bilginin
kalitesi düşmekte ve aynı eşik teorisinde anlatıldığı gibi nicelik değiştiren
bilgi nitelik değiştirmeye başlamaktadır. Milyonlar hatta milyarlarca kere
tekrar edilen doğru olmayan bilgiler yavaş yavaş doğruluk kazanmakta ve aynı bir
bilgisayar virüsü gibi aklımıza egemen olmaya başlamaktadır. Nasıl uyuşturucu
alışkanlığı olanlar kullandıkları uyuşturucuyu bulamadıkları zaman kendilerini
“hastayım” diye tanımlarlar ve aslında ölümcül olan “ilaç” ile iyileşeceklerini
düşünürlerse toplumlar da bilgi kirliliği ile zehirlenmekte ve birey hemen bir
doz “yalan haber” kullanmazsa kendini hasta hissetmektedir.
Aslında bu işi ilk Romalılar başlattı. Bizim renk kısmını da ilave
ettiğimiz “Zevkler tartışılmaz” (De gustibus non disputandum est) dediklerinde
bireye bir özgürlük verirmiş gibi yapmalarının altında nasıl bir hinlik var
bilmiyorum ama Dosteyevski olayı “Fikirler Tartışılmaz” (De ideabus non
disputandum est) diyerek akıl ve mantığı yoğun bakıma aldırdı. Cenaze ise
Gerçekertesi günü kaldırılmaya hazır.
Herhangi iyi bir ressam size renklerin tartışmaya açık olduğunu
söyleyecektir, aynı şekilde bir çok usta aşçı da yemek zevkinizi tartışmaya
açmakla kalmaz olayı fazla uzatırsanız aç kalırsınız. Elbette birey
seçimlerinde özgürdür ama zevklerin ve renklerin tartışılması da doğaldır. Doğal,
mantıklı ve akla uygun olmayan şey ise fikirlerin tartışmadan ari olması
fikridir. Fikir doğru bilgiye dayandığında değerlenir, dayanmaz ve hele bir de
yaygınlaşırsa maruz kalanlarda çevreden kopukluk, dogmalara bağlanma, bilinç
zafiyeti ve küçük bir azınlıkta da öfkeye neden olabilir. Biz güzel dilimizde
bu bilinç zafiyeti ve etrafı ile ilişkiyi azaltmaya efkarlanmak diyoruz ki
efkar sözcüğünün fikirler anlamına geldiği doğrudur. Fikirler sonuna kadar
tartışılmalı ve dayanağı olan bilgiye ulaşılamıyorsa daha da uzatmadan çöp
sepetindeki yerine konulmalıdır. “Sizin her fikrinize saygı duyarım” cümlesini
patronunuza ya da kayınvalidenize hitaben sarf etmiyorsanız hiç söylemeyerek küçük
bir samimiyetsizlik yapmış olmaktan kendinizi koruyabilirsiniz. Bu devirde
kimse kızmaz zaten Dosteyevski sevenler de çok değil.
Gelgelelim, Gerçekertesi gününde fikirlerin dayanağı olacak bilginin
sağlanması kolay, teyidi ise neredeyse imkansızdır. Demek ki bugün artık
sağlıklı fikir de üretmez hale geldiğimiz gerçeğiyle yüzleşmemiz gerekir. “Bilgi
kesin değil, dolayısıyla fikirler de dayanaksız bizim halimiz ne olacak?” diye
sorabiliriz ve sormalıyız. Önümüzde iki yol görebiliyoruz:
Birinci yol her tarafımızı saran safsataya teslim olup bitmeyen
Gerçekertesi gününde mesut bir hayat sürmek ve bu yazıyı okurken telefonumuza
düşmüş olan en az üç iletiyi okumadan kişiler listemizdeki herkese iletmektir.
Yapılan araştırmalar 690 Türkçe kelimenin okuma süresinde ortalama internet
kullanıcısına en az üç mesaj geldiğini kanıtlamaktadır. (Uydurma tabi ciddiye
almayınız). Ayrıca içinde bulunduğumuz mutluluk denizindeki radyolar,
televizyonlar ve sosyal medya hesaplarımız da sadece bizim fikir ve
görüşlerinize uygun içerikler yayınladığından her saniye kendi kendini doğru
çıkartan kehanetlere, hep hoşumuza giden içeriklere ulaşacağız ki bu
Gerçekertesi gününün en harika tarafıdır. Ara sıra yaşayacağımız öfke
patlamaları ise bize sağlanmakta olan nimetlerin yanında bir gülün dikeni
gibidir. Gerçekertesi gününün sağladığı nimetlerden yararlanırken dosdoğruca
bildiğimiz bir gerçekle çelişen bir içeriğe rastladığımızda ise ya içeriği göz
ardı ederek ya da önceden bildiğimizin aslında doğru olmadığına karar vererek
bu anormalliği bertaraf edebiliriz. Aksi halde asla bitmesini istemediğimiz gün
sona erebilir ve rahatımız kaçar.
İkinci yol ise aldığınız adımıza yazılmamış her iletiyi derhal telefonumuzdan
silmeniz, yollayanı eğer patronumuz ya da kayınvalidemiz değilse, arayarak
ileti mesajları istemediğimizi belirtmemiz ve eğer haftada bir ya da iki
gerçekten değerlendirmeye değer bir ileti alırsak doğruluğunu kendi
imkanlarımızla teyit ettikten sonra eşimiz dostumuzla paylaşmamızdır.
Gerçekertesi gününden çıkıp haftanın diğer günlerini yaşamamız için ilk adım
budur. İkinci adım medya ve sosyal medyada izlediklerinizin çeşitliliğini
arttırmak ve duyduklarımızla gördüklerimize körü körüne inanmamaktır. Safsatanın
safsata olduğunu anlayacak bilgi, akıl ve beceri herkeste vardır, Gerçekertesi
gününde durmadan dağıtılan uyuşturucudan kurtulmanın yolu önce kurtulmaya niyet
etmekten geçer.
Yorumlar
Yorum Gönder